29 Aralık 2013 Pazar

En İyi Albümler Bölüm V



     Saçma sapan bir ego muhabbetti dönmüş geçenlerde bu yılın en iyi albümleriyle ilgili; bazı yakın tanıdıklarım bile en iyi albümler listesinin yapılmasına karşı olduklarını söylediler. Şunu anlatamadım sanırım; bu liste birkaç yıldır devam eden bir durum. Listede yer alan gruplar veya albümler de tamamıyla kişisel zevkimden yola çıkarak düzenlenmiştir. Kesinlikle en iyinin iyisi budur, bu en çok iyi gibi söylemim yok, olmadı da... Son Yudum, bağımsız bir blog sayfası sonuçta... Yer alan gruplar da kendi zevklerimden oluşuyor başından beri; isteyen dinler, göz atar veya kulak verir. Mutlaka dinleyin demiyorum, kemikleşmiş bir kitlesi var zaten blog sayfamın... Hem kendi kendime paylaşımlarda bulunuyorum, hem de bu yakın dostlarımla aramızda sorun olmadan yıllardır vakit geçiriyoruz. Bir radyoda program yapmıyor olabilirim, bir gazete veya dergide yazılarım/ kritiklerim çıkmıyor olabilir. Bu da çok umurumda değil, açıkçası çok da istemem biraz önce belirttiğim şeyleri, bun konular hakkında uzun ve araştırma üzerine kurulu kitaplar çıkarmayı haftalık ya da aylık bir mecraya iletmektense yeğlerim, uzun yıllarımı ve kazanç getirmese de, bilmem derdimi anlatabildim mi?

    Beğenmeyen, çarpı işaretine tıklar ve sayfayı kapatır. Bu yüzden, yıl sonu da artık geldiğinden, yazı yazmadan sadece albümlerle ilgili parçaları ekleyeceğim sayfaya. Devamı umarım uzun yazılarla birleşen bir yıl olur.

NOT: Bu liste İzlanda'da sadece beş kişinin yaşadığı, üç kişinin dinlediği bir seçkiden oluşmaktadır.

                                                              Phelios - Gates of Atlantis



                                                               

                                                                   Mister S - Mister S

Gnaw - Horrible Chamber





                                                         Mohammad - Som Sakrifis





                                          Bocksholm - Caged Inside The Beast of The Forge


21 Aralık 2013 Cumartesi

En İyi Albümler Bölüm IV

                                 Dale Cooper Quartet & The Dictaphones - Quatorze Pieces de Menace


     Bohren Und Der Club of Gore ile başlayan dark, doom jazz akımı, The Kilimanjaro Darkjazz ile devam etmişti. Noir jazz türüne ait çalışmalar neredeyse elli yıl öncesine ait olsa da, Bohren ve TKDE'in yaptığı müziği kimse icra etmemişti desek fazla mı ileri gitmiş olurum... Kısa zamanda kendi öz emekleriyle ciddi başarılar kaydeden bu iki grubun ardından kopyacı birden fazla grup elbette türemeye başladı. Aynı anda da sönüp gittiler ya da kötü müzik yapmaktan başka bir işe yaramadılar. Şimdi burada bu isimleri saymanın anlamı yok. Dale Cooper Quartet & The Dictaphones ise, bazen diğer iki grubub altında kalıyor gibi görünse de, yer yer Bohren'den bile karanlık, zaman zaman TKDE'den bile vurucu etkiye sahip aslında. Bu saydığım üç gruptan bir tanesi hissiyat açısından daha kuvvetli bence. Hepsinin tarzı dark/doom jazz olarak görünse de; Bohren'de saksafon, TKDE'de Trombon, Dale Cooper'da ise trompet ağırlıkta... Çeşitli vokallerin de yardımıyla kotarmış olduğu bu son albüm ile Dale Cooper Quartet & The Dictaphones , tür ayrımı yapmadan herkese hitap ediyor. Daha doğrusu geceyi, yalnızlığı ve ağır tempo çalışmalardan hoşlananları... Konuk müzisyenler arasında Alicia Merz'in de olması ayrıca dikkatimi çekmişti. Uzun süresine rağmen hiç sıkmayan albümün; post metal, sludge, ambient ve deneysel müziğin önemli plak şirketlerinden biri olan Denovali Records'dan çıktığının da altını çizmek isterim. Sabrı ve vakti olanlara albümü birkaç kez dinlemelerini tavsiye
ederim.


                      
                      
                               



                                                          Splashgirl ‎– Field Day Rituals




     Deneysel caz tarzında ilerlemeye bu bölümde devam ediyoruz. Yine yalnızlığın, içselliğin, tükenişin ardından gelen hezeyanların, tamamen dışavurumcu anlatımını bizlere aktaran Splashgirl ve son albümleri Field Day Rituals.
 

                 http://www.discogs.com/Splashgirl-Field-Day-Rituals/release/4306971




                                                                Colorlist - Sky Song
Metropolde yaşayan bir insanın her şeyden bunalarak uzaklara gitme isteği ile başlayıp, önce kendi içindekilerle yüzleşmek için kaçıp gittiği; sonrasında ise olayları farklı algılayıp, geri dönme(pişman ve düşünceli) arzusunda olan bir karakterin anlatıcısı Colorlist. Mutlaka kulak verin.


                                                                                                           
   



                                                                     SIMM - Visitor
Eraldo Bernocchi'nin projelerinden biri olan SIMM, fazla bilinmeyen, güçlü bir çalışmayla yıl sonu karşımıza çıktı.. Dub ve ambient müziklerin doom ağırlığında, karanlıkla birleşen yansıması desek az gibi görünse de, müziği dinleyince fazla söze gerek bile kalmadığını sizler de anlayacaksınız.




                                              Rafael Anton Irisari - The Unintentional Sea
Günün belirli saatlerinde gülsek de, biliriz ki ilerleyen bir zamanda o gülen suratımızı, sebebini bile bilmeden ekşiteceğimiz olacağıdır. İşte bunu bilen bazıları, bu durumun oluşmaması ve gerçekleşmemesi için ellerinden geleni yaparlar. Acıdan ve gerçekten kaçmak ve kendini kandırmak isterler. Ben yanılıyor ve gerçekten kendilerini kandırmıyor iseler ve gerçekten mutluluğu anlık hazlarda yakalayabiliyorlar ise, ne mutlu onlara. Gerçekten kaçmayan, derinliğin dibine sürükleyen albümüyle Rafael Anton Irısari, The Unintentional Sea ile bizlere bu hissiyata odaklanmamızı, düşünmemizi sağlıyor.

14 Aralık 2013 Cumartesi

2013 En İyi Albümler Bölüm III

                                                      True Widow - Circumambulation
Doom rock, post rock, shoegaze, stoner gibi türleri kendine has bir üslupla ve ustalıkla birleştiren, Doom müzik severlerin tavaf etmekle eş gördükleri Roadburn festivaline 2014 yılında davet edilen bu Amerikalı grup, başından beri hep özel,güzel ve de farklıydı. Yıllar geçtikçe daha da şekillenen tarzlarıyla uzun yıllar adlarından övgüyle bahsedileceği kesin.                                                      
                                                     Spiritual Beggars - Earth Blues
Kısıtlamalar, dayatmalar, zorunlu yapılanlar; aslında insan hayatında en olmaması gereken şeyler, değil mi... Ya da farklı yönlere ilgi duymanın bile günah kabul edildiği zevklerin arayışındadır insan. Kimi ruhunu özgür bırakır ve istediğini gerçekleştirir. Kimisi de çevre baskısıyla kimliğimi gizlemeye başlar. Aklından geçenleri yapamaz, baskıdan doğan öfkeyle eninde sonunda patlak verir bu tabii. Bence, bir insan istediğini neyse bunu gerçekleştirmek için elinden geleni yapmalı. Mutluluk, bize gelmez; mutluluk biz hazır olduğumuz zaman karşımıza çıkar, çıkabilir. Önemli olan, mutluluk ya da hayatımız boyunca beklediğimz şans, aşk, insan, derece, unvan karşımıza çıktığında bizim buna hazır olup olmadığımız durumudur... İşte o zaman bunu kaldırabilir miyiz, korkularımızdan kaçabilir miyiz... Şaka bir yana, 90'lı yıllarda sadece Fear Factory dinlediğim/dinlediğimiz için techno dinleyicisi sıfatına konulup, eleştirilen bir rock müzik döneminden geçtik. Hepsi bitti, gitti elbette. Yine de insan bazı dar düşünce kalıplarını unutamıyor olabilir. Çok çok eskiden bir death-grind metal metal grubunun üyesi hem stoner, hem melodik death metal gruplarında yer alacağı; hatta kurucu üyesi olacağı buralarda değil, dünyada bile kabul görmez bir durumdu. Tüm bunları uzun veya kısa bilmiyorum, kolay bir dille anlattığım bir kitabı geçen sene bitirdim. 2014 yılında da yayımlanacak bir sorun çıkmazsa. İkinci kitap için de çoktan çalışmalara başladım. Burada uzun uzadıya anlatmanın gereği yok bana kalırsa... Bunları neden yazdım; çünkü, Michael Amott, bilindiği üzere, Carcass gibi büyük bir death-gind grubundan ayrılıp kendi özüne, müziğin özüne, aynı zamanda modern ve istediği müziği icra etmek için projeler oluşturmak itemişti. Spiritual Beggars'da da, Arch Enemy'de de büyük başarılara imza attı. Şahsen ben Spiritual Beggars'ı Arch Enemy'e tercih ederim. 1992 yılında Michael Amott tarafından kurulan grup, kurulduğundan beri çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Vokal olarak yer alan ilk isim, Spice and The RJ Band, Kayser ve The Mushroom River Band'den Spice idi. 1992 ile 2001 arası vokal görevini üstlendikten sonra, Grand Magus grubundan tanıdığımız JB Christoffersson topluluğa dahil oldu. Açıkçası iki vokali sevsem de, seçimim JB Christoffersson'dan yana olacaktır. Return To Zero ile gruba dahil olan Apollo Papathanasio da gruba uyum göstermenin dışında, bana kalırsa güç ve renk de katmış oldu. Return To Zero, kökleri Sabbath ekolüne dayanan, doom metale çok yakın, stoner, doom, psychedelic bir albümdü. Earth Blues ise, blues metal, doom rock tarzında bir çalışma olmasına karşın, muazzam bir albümdü. Köklere dönüşün de işaretiydi bana kalırsa. Her şeyin bir başlangıcı var ve köklerimizi istesek de reddetmemiz yanlış olur.
  

                                                         Uncle Acid & The Deadbeats
İlk çıktıkları günden beri takip ediyorum bu grubu; bir taraftan iyi bir taraftan da kötü olan doom müziğin popülerleşmesiyle grup son iki yılda hayran sayısı oldukça artırdı. Şu anda orijinal kadrosuyla (Bill Ward hariç) beraber Black Sabbath'ın alt grubu olarak turluyor desem, yeterli olur mu?

         
                                                               Clutch - Earth Rocker
Tam tamına yirmi yıldır albüm yayınlayan stoner rock'ın en meşhur gruplarından Clutch, 2013 yılında tür ayrımı yapmadan, rock çatısı altında birçok dinleyiciyi bir arada toplamayı başaracak kalitede bir albüm piyasaya sürdü. Modern rock, stoner metal tarzına dahil edebileceğimiz çalışmadaki tüm parçalar hemen hemen hit niteliğinde.


                                                    Dead Meadow - Warble Womb
Stoner, psychedelic rock'ın 1998'den beri vazgeçilmez ismi. Tıpkı 60'lı ve 70'li yıllardaki ruhu, en azından bizlere müzik sayesinde hissettirmeyi başarıyor. Kaçırılmaması gereken bir çalışma.

7 Aralık 2013 Cumartesi

2013 En İyi Albümler Bölüm II


                                                                Black Willows - Haze


70'lerin psychedelic rock atmosferinde gezinen albüm, doom ve stoner metal öğeleri de içermekte. Albümün genel olarak temposu ritüel havasında ilerliyor; mistik doğu etkileri de hissedilen çalışma bir saat on dakikalık süresine rağmen, birkaç kez dinlemeden edemeyeceğiniz güzellikte. Öncelikle türün meraklılarına.


                                                       Ensemble Pearl - Ensemble Pearl
Belki tek albümlük bir projeydi, yine de birbirinden usta ve yaratıcı isimleri bir arada görebileceğimiz nadir örneklerden biriydi. Boris'in davul/vokali Atsuo, Sunn O))) ve diğer bilumum projeleriyle çoktan tanrı sıfatına yerleşmiş Stephen O'Malley, Jesse Sykes ve diğer çalıştığı topluluklardan tanıdığımızı Bill Herzog, gerek kendi avantgarde ve deneysel işleriyle takdir gören önemli müzisyen Eyvind Kang'ın da katkı sağladığı bir süper grup birleşmesinden söz ediyoruz. Drone, doom, noise, avantgarde sayılacak parçalar inanılmaz bir atmosferle beraber usta müzisyenler sayesinde bütünleştirilerek; uzun yıllar dinlenecek, koleksiyonerlerin özenle saklayacağı albümü, biz müzikseverlere armağan etmişler deyim yerindeyse. http://www.discogs.com/Ensemble-Pearl-Ensemble-Pearl/release/4144362 http://www.dragcity.com/artists/ensemble-pearl



                                                                  Årabrot - Årabrot
Mike Patton'ın vokal tarzını ve yer aldığı grupları anımsatsa da, Norveçli Årabrot başarıyı elde ender noise rock gruplarından biri. Noise rock, sludge, yer yer doom etkileşimleri, aralarda ufak elektronik eklemeler, black metal ile punk arasında gidip gelen ilginç bir çalışma. Deneyin!




                                                            Monomyth - Monomyth
Fazla iddiası olmayan ya da öyle görünen, kendi halinde ama etkisi vurucu, sakin ilerleyen birden çok türden beslenen özel bir albüm de Monomyth'den geldi bu sene... Space rock, prog-rock, kraut rock, doom rock, stoner rock gibi türleri enstrümantal olarak icra eden, oldukça başarılı gruba kayıtsız kalmayın. http://www.monomyththeband.com/




                                                                   Bong - Idle Days
İnisiye aday adayı önce bilgelere başvurdu. Bilgeler onu tersledi. Genç aday yılmadı ve istediğine kavuşmak istiyordu. Bilgeler yetersiz bulduklarından gerçek inisiyeye onu yollamadılar. Genç sinirlendi. Hırs yaptı, kitaplar okudu, araştırdı, soru sorma yeteneği zaten güçlü biri olduğu için, merakına yenik düşerek, bazı yanlış yerlere danıştı. Bu kötü düşüncedeki insanlar, adayın heyecanının farkına varıp, üstüne gittiler. Sezgi yönü çok kuvvetli olan bu genç, önce ormana yollandı. Kurtlarla bir gece geçirdi karanlıkta... Güneşin doğmadığını fark etti. Hırsı, korkusunu yenmesini sağlıyordu. Üç geceden sonra bir bilge yanına yaklaştı ışıldayan, tarif edilmesi mümkün olmayan bir parlaklıkla... ''Bu sınavı geçtin, karanlıkta kalmana rağmen yine de diğerine hazır görmedik seni'' dedi Bilge... ''Şimdi git ya hayatına geri dön veya karanlığın dünyasına hazır hissediyorsan, şansını dene'' diye ekledi. Genç ''hazırım'' diye direkt cevap verdi. Bilge onu uyardı. ''Karanlığın içindeki ışığı arıyor ve bulabilmek istiyorsan, önce içini aydınlatman lazım'' Genç aday hiç düşünmeden''tamam'' dedi. Bilge kayboldu bir anda... Hislerine güvenip yürümeye başladı. Yürüdü yürüdü ve yürüdü... Günlerce hem de; derken ıssız bir yere geldi. Gölün farkına varıp su içti. Suyu içtikten sonra orman gözden yok olup gitti. Suyun dibine girdi genç aday. Gerçek karanlığı ve sessizliğin tecrübesini edindi. Yüzmekten, suyun altında kalmaktan yorulan genç, karşısına çıkan iki su bölmesi veya su altı tünelinden birini aniden seçmek zorundaydı. Çabuk karar verip, daha kolay olacağını düşündüğü ortada görünen, ama görünmeyen tüneli seçti. Tünele girdi; bu sefer ne orman ne de su, ne de göl vardı. Karanlık da değil, anlatılması mümkün olmayan bir boşluğa düştüğünü hissetti. Havalanmış ve uçuyordu adeta. Bu onu ilk başta büyülese de, sürekli aynı şeyi deneyimledikten sonra ölme ve ölmek arzusu güttü. Nerede olduğunu bilmiyor ve yanında kimse yoktu; yıllar geçti... Yaşlı bilge tekrar geldi yanına, ışıldayarak. ''Halen devam etmek istiyor musun'' diye sordu. O kadar yalnızlık, acı, keder, karanlığa rağmen yılmamıştı bu artık genç olmayan inisiye adayı. ''Evet'' diyerek cevapladı bilgenin sorusunu. Bilge onu son kez uyardı. ''Gittiğin yerde hiçbir şey bulamayabilirsin, maneviyatın özündedir. Son şansın var, eski yaşamına dönebilirsin'' diye son kez uyardı. ''İstiyorum ve bulacağım'' dedi aday inisiye... ''Tamam'' dedi yaşlı parıldayan bilge. Sonra aniden kayboldu bilge. Aday yüz yıllık bir uykuya yatmıştı. Uyandı ve anlam veremediği bir yerde gözlerini açtı. Etrafına bakındı. Bir deliğin onu yuttuğunu ve sonradan aynı şeyin defalarca döngüsel bir biçimde tekrarlandığını fark etti. Acının doruğundaydı; bilgeler ve tanrılar, acımadan bu bencil ve hırslı adamı izliyorlardı. Ona gerçek cevabı vermek için hiçliğin ortasına attılar. Sonsuza dek bağırdı, kıvrandı, ağladı, haykırdı ve yanında kimse olmadı. Hiçliğin ortasına gitmek isterken, hiç olmayan ve herkesin görmek istemeyeceği hiçbir bir yere yollanmıştı. Hiç kere hiç bir yer; hiç kadar hiç. Hiçlikten hiçlik doğan bir hiçliğe... Ama hiçlik, hiçti. Bu hiçliği ancak hiç olabilen hiçler fark edebilirdi. O hırslı gözü hiçbir şey göremeyenler değil...

6 Aralık 2013 Cuma

2013 En İyi Albümler Bölüm:I


Son birkaç yıldır artık bir gelenek haline getirmiş olduğum yılın en iyi albümleri veya gözden kaçanlar listesine başlamadan, son bir yılda müzik piyasasında nelerin değiştiğine kısaca bir yorum yapalım isterseniz. Öncelikle, 'streaming' dediğimiz anlık müzik dinleme servislerinin dinleyici ve kullanıcılar tarafından daha fazla benimsenmesi oldu. Şöyle ki; çoğu dinleyici albümleri yasal yollardan satın almaktan çok, ya servis sağlayıcılar üzerinden canlı dinlemeyi seçiyor; ya da youtube, bandcamp, soundcloud benzeri sitelerden dinlemekle yetiniyor. Senenin başında lastfm belirli ülkelere radyo hizmetini kapattığını duyurmuştu. Şimdi baktığımzda ise, lastfm'de radyolar bütün ülkeler için hizmete açılmış durumda. Edindiğim bilgiye göre de radyodan dinlediğimiz parçalar youtube altyapısından bizlere aktarılıyormuş. Bunun dışında, Türkiye'de Deezer ve Spotify'in hizmete açılmış olması da birçok müzik dinleyicisinin bu yöne kaymasına sebep oldu. Diyeceğim şu ki; genel olarak müzik bağımlıları dışında kimse albüm dinlemek/edinmek istemiyor, parça listeleri ve favori parçalar oluşturarak müzik dinlemeyi seçiyor son yıllarda dinleyiciler... Tabii burada bu konuyu ve ayrıntılarını yazmaya, anlatmaya gerek yok bana kalırsa. Ben kendimce bu sene dinlenmesi gereken elli albümü kısa tanıtımlar ve linkler aracılığıyla paylaşmaya çalışacağım. Biraz önce bahsettiğim servislerden de yararlanacağım; yine de vakit buldukça albümleri uzun uzun dinlemekte fayda var diye düşünüyorum. Son hatırlatma da; burada yer alan albümlerin genel olarak tarzı doom, stoner, sludge, drone gibi türlerden oluşacağını belirtmemde fayda var sanırım. Yine de tür ve tarz kısıtlaması yapmamaya çalışsam da ağırlıklı müzik türleri bunlardan ibaret. Umarım beğeni ile dinler ve seversiniz hazırladığım listeyi. Herkese iyi dinlemeler.
                                   
                                         Samsara Blues Experiment - Waiting For the Flood

     Samsara Blues Experiment ilk demosunu 2009 yılında çıkarmış, 2010 ve 2011 yıllarında iki uzun çalarla yerini sağmalaştırmış bir topluluk; her albümünde farklı tatlar yakalayabileceğiniz grubun 2012 yılındaki boşluğundan sonra geçtiğimiz aylarda çıkarmış olduğu Waiting For the Flood, bence senenin en iyi albümlerinden bir tanesi... Stoner rock, blues metal, psychedelic rock, space rock, doom metal, progressive rock gibi türleri doğu mistisizmiyle birleştiren, gücünü gerçek blues müziğinden alan Samsara Blues Experiment'a mutlaka kulak verin. Son birkaç yılın kendine has işler kotaran nadir gruplarından bir tanesinin olduğunun da altını çizmek isterim.
http://www.samsarabluesexperiment.com/
                                                   
                                                     
                                                         Cathedral - The Last Spire
'Stoner doom' metalin efsane ismi Cathedral'in son albümüne yer vermeseydim olmazdı. Üç yıl aradan sonra çıkardıkları çalışmayla sene ortasında oldukça ses getirmişti grup. Sert sounduyla dikkat çeken albüm, Metal Blade ve Rise Above ortaklığıyla piyasaya sürülmüştü.  http://www.metalblade.com/us/releases/cathedral-the-last-spire/


                                                           Lesbian - Forestelevision
Lesbian, dinlemesi herkes için kolay olmayan doom gruplarından biri... Müziklerinde yeraltı metal kültürünün birçok özelliğini bulabiliyorsunuz. Tek parçadan oluşan, kırk dört dakikalık 'Forestelevision' da bunun en büyük kanıtı bana kalırsa; black metal, death metal, sludge, stoner, psychedelic, progressive rock gibi farklı türleri 'doom' çatısı altında başarıyla harmanlayan Lesbian, bu senenin en iyi çalışmalarından birine imza attı. Bazı eleştiri, paylaşım siteleri tarafından pek beğenilmemiş olsa da, ben kulak kabartmakta fayda olduğu kanaatindeyim.                            

                                        The Body - Christs, Redeemers
Thrill Jockey Records bu tarz gruplara aslında çok yer vermeyen bir plak şirketi. Demek istediğimi şöyle açayım; Thrill Jockey deneysel, avantgarde, psychedelic gruplara ağırlık vermesine karşın, The Body şirket için belki de çıkarmış olduğu en sert sounda sahip topluluktur diyebilirim. Gerçi The Body türler ötesi bir topluluk; herhangi bir sınıflandırmaya çalışmak, bence yanlış olur. Bu albüm de, doom müziğin gerçek yönünü, gücünü kanıtlıyor. Sadece bu senenin değil, son yılların en iyi albümlerinden biri, Christs, Redeemers. http://thrilljockey.com/thrill/The-Body/Christs-Redeemers#.UqEsStJdVjY NOT: Albümle duygusal bir anım da bulunuyor ayrıca... Bundan beş gün önce kulaklıkla bu albümü dinlerken, Beyoğlu, Tarlabaşı'nda ne yazık ki gasp edilip, telefonumu çaldırmış oldum. Gereksiz bir detay tabii :)
             

                                           
                                                       Terra Tenebrosa - The Purging
2013 senesinin başlarında çıkmış bir albüm The Purging. Trust One Records tarafından piyasaya sürülen albüm, daha çok avant-garde metal olarak kategorize ediliyor eleştirmenler tarafından; metal müziğe yeni soluk getirmiş sıra dışı Terra Tenebrosa, hem dış görünüşleriyle hem de icra ettikleri müzikle bunun hakkını veriyor doğrusu. Black metal, sludge, doom, noise rock, avant-garde metal, experimental rock, progressive gibi türleri tek bir potada eriten olağanüstü grup Terra Tenebrosa'nın bu ikinci albümü; ayrıca grubun üç üyesi de dağılmış olan İsveçli muazzam Breach'in üyelerinden oluşuyor. Biraz ezoterik bir hava vermek istersem, Breach'in küllerinden doğan Terra Tenebrosa yılın çok önemli bir albümüne imza atmıştı. Diğer listelerde yer alır mı bilmem, bence kesinlikle dinlenmesi gereken bir çalışma.

 Önümüzdeki günlerde geri kalan albümleri de burada paylaşmaya devam edeceğim. Aksilik çıkmazsa da 31 Aralık tarihine kadar beğendiğim bütün albümlere yer vermeye devam edeceğim.

21 Kasım 2013 Perşembe

Emma Ruth Rundle- The Shadows Of My Name

14 Kasım 2013 Perşembe

The Boxing Lesson - Endless Possibilities

http://theboxinglesson.bandcamp.com/

Jozef Van Wissem and Jim Jarmusch - Etimasia

Locrian - Two Moons

13 Kasım 2013 Çarşamba

Huron - The Other Side Of Reality

https://www.facebook.com/huron.idm http://www.adnoiseam.net/store/huron-the-other-side-of-reality_p4284.html

12 Kasım 2013 Salı

Iron Man - Hail to the Haze

Bloody Hammers - What's Haunting You

1 Kasım 2013 Cuma

The Body - Shrouded

31 Ekim 2013 Perşembe

Seeker - Unloved

Noveller - No Dreams

25 Ekim 2013 Cuma

MONSTER MAGNET - Mindless Ones

8 Ekim 2013 Salı

BEAR - Rain

1 Ekim 2013 Salı

Gazelle Twin - I Turn My Arm

27 Eylül 2013 Cuma

The Body - An Altar or a Grave

Her taraf, eski ve yeni bir sürü defterle, notlarla kaplıydı. Okunmuş ve okunmamış, gerekli-gereksiz dergiler de cabasıydı; kitaplar bir o tarafa, bir bu tarafa dağılmış vaziyette duruyorlardı. Evdeki kedinin parçaladığı bazı şeyler de mevcuttu; yaş ilerledikçe ve tahammül sınırı artınca insan bazı şeylere kızamıyor, sınırlarını istemeden de olsa zorlayabiliyordu; ya da bu benim için geçerliydi. Bazı günler, yaşamamak, o günden birkaç saat daha fazla kurtulabilmek adına, uyumayı seçtiğim bir dönem içerisindeydim. Her yerde içim daralıyor, tarif edilmez bir bulantı yaşıyordum. Hayrettir ki; son zamanlarda az da olsa yemek yemeye de başlamıştım. Beynimin içinde kopan gürültülü fırtınalar eşliğinde, gereksiz insanları sonunda yaşamımdan çıkarmayı başarabilmiştim. Oysa ki, bir başkaları gelecekti, bu hep böyleydi çünkü... Kısa süreliğine kendimi avuttum. Sonra önümdeki sigarayı her zaman olduğu gibi saymaya başladım. Dişlerimi fırçaladım. Bir sigara yaktım. İçki içmeye karar verdim, Bu kadar yeterliydi artık. Saat de gece yarısını geçiyordu, içimdeki garip sıkıntı devam ediyordu. Tarif etmeye çalışırsam; ahırın birinde kapkaranlık bir yerde, uykusuzluk ve can sıkıntısıyla boğuşan, gün ışığını ve dışarı çıkıp koşmayı bekleyen bir ata benzettim ruh halimi, belki de bu da değildi. O ismini bilmediğim atın da canı sıkılıyordu muhtemelen, o da acısını tasvir etmekte zorlanıyordu. Yine de diğer bütün, ne için yaşadığını bilemeyen canlılar gibi yaşamaya devam edip, uyumayı deniyorduk aslında. Hep de kendimizi kandırıp, yeni doğan güneşle, güzel şeylerin gerçekleşeceği ümidini yaşıyorduk. Yaşlılar da böyle düşünüyordu, veya hayatın hiçliğine bırakmış olanlar da var olabilirdi aralarında. İmkanım olsa, birçok yaşlı ve genç insanla yaşam, varoluş, ümit, özlem, acı gibi konuları konuşup, yazmak isterdim. Ama, sonra düşündüm ki; ben zaten yıllardır bunu yapıyordum. Üzerine biraz düşünmeye karar verdim bu konu hakkında... Yaptıklarımız, yapacaklarımız ve yapamadıklarımız üzerine sorulara yoğunlaşmayı seçtim bu sefer. Doom müziğin, son yıllarda kendini geliştiren gruplarından biri The Body; sadece sludge ve doom dinleyicilerine hitap ettiğini de düşünmüyorum ayrıca. Son çalışmasıyla da beni haksız çıkarmadılar ve inanılmaz bir çalışmaya imza atmış oldular. Beş dakikalık bir parçaya rağmen, etkisi yirmi dakikalık bir doom parçasına tekabül ediyor bana kalırsa.

24 Eylül 2013 Salı

MINISTRY - PermaWar

21 Eylül 2013 Cumartesi

Trouble - The Distortion Field

Doom ve stoner metalin şekillenmesine yardımcı olan, çoktan efsane olmuş bir topluluğun, yani Trouble'in yeni albümünden örnek bir parça paylaşacağım. Vokalist değişiminden sonra çıkardıkları ilk albümün adı: The Distortion Field... Stoner veya doom metalden uzak sayabileceğimiz; daha çok, new wave of british heavy metal'in ilk dönemlerine örnek gösterebileceğimiz bir çalışmaya imza atmış grup, albümü ilk dinleyişime göre... Kötü mü, tabii ki değil. Geleneksel doom metale yakın olan, dinozor heavy metalcilere, stoner ve doom metalin köklerini bilen, seven, eski kuşak olsa da, olmasa da türün dinleyicilerinin dinlemesinde fayda var.

11 Eylül 2013 Çarşamba

10 Eylül 2013 Salı

Locrian - Panorama of Mirrors

Stray From The Path - Badge & A Bullet

26 Ağustos 2013 Pazartesi

The Answer - Spectacular

13 Ağustos 2013 Salı

Stormbringer - Mark Antony

29 Temmuz 2013 Pazartesi

BLACK TUSK - "Truth Untold"

LOCRIAN - Exiting the Hall of Vapor and Light

18 Temmuz 2013 Perşembe

Nadja & Fear Falls Burning

Drone ve doom türlerinden bahsedince akıllara elbette belirli birkaç isim gelebiliyor. Nadja 2000'li yıllardan sonra inanılmaz bir şekilde atağa geçerek adından söz ettiren, son yılların deneysel doom, drone grupları arasında üretkenliğiyle dinleyicileri hayrete düşüren bir topluluk. Aynı şeyi 84 yılından bu yana Dirk Serries için de söylemek son derece yerinde bir yorum olacaktır. Gerek Vidna Obmana adı altında, gerekse Fear Falls Burning ve diğer projeleriyle dikkatleri çeken Belçikalı müzisyen, tabiri yerindeyse; neredeyse 30 yıldır dur durak bilmeden deneysel ve yeraltı işi müziklerine devam ediyor. Genel olarak ambient, drone, doom tarzında çalışmaları bulunan müzisyenin Nadja ile çıkarmış olduğu 2006 tarihli albüm, geçtiğimiz günlerde tekrardan piyasaya sürüldü. Broken Spine Productions şirketi tarafından da, bandcamp aracılığıyla hem dinlenebilir, hem de satın alınabilir durumda şu an... Büyük plak şirketlerinden ziyade, küçük ve iddiasız şirketlerin en büyük avantajı ve büyümelerindeki sebeplerden biri; bandcamp gibi son üç yılda anında ödeme sistemiyle edinilen veya ücretsiz dinlenebilen 'streaming' olayının gelişmesi gibi nedenler yatıyor bana kalırsa. Genel olarak albüm hakkında kısa bir yorum yapacak olursam; albüm dört parçadan oluşuyor. İlk iki parçanın isimleri isimsiz 1 ve isimsiz 2 olarak yer almakta. Üçüncü ve dördüncü parçaların adları ise The Beautiful Decline Mix olarak belirlenmiş. Her iki parça da aynı adı taşıyor olsa da, parça süreleri olarak farklılık taşıyorlar. İlk mix parçasının süresi 09:55, ikinci parça da yaklaşık on dört dakikalık bir uzunluğa sahip. İsimsiz ilk parça süre olarak 19:59 dakika boyunca ağır ve kendinden ödün vermeden ilerleyen bir yapıya sahip... Oldukça kirli ve bozuk bir 'sound'a sahip de diyebiliriz; hatta kirli ne kelime, paslı ve oldukça gürültü bana kalırsa... Doom müziğin, doom metalin drone ile yoğunlaşması sonucu ortaya çıkan usta işi karanlık bir parça; türün meraklıları tatmin olacaktır kesinlikle. Şarkıyla ilgili bir diğer ufak ayrıntı da; ilk dokuz dakika boyunca tam bir drone doom metal parçası dinlerken, birden sakinleşip düşündürücü etkisiyle yaklaşık beş dakika sizi uzayın derinliklerinde dolandıran ambiyansıyla, müzisyenler dinleniyor ve boyut atlıyorlar. Beş dakikalık dinlenme sonrası, yeryüzüne minik dönüş etkisi hissediliyor; drone doom metale kaldığımız yerden devam ediyoruz. İsimsiz olarak adlandırılan ikinci parça da 20:05 uzunluğuna sahip; önceki çalışmada olduğu gibi drone doom müziğe yine uygun paralellikle ilerliyor. Şahsi düşüncem; bu parçada acının ve kasvetin biraz daha arttığı yönünde; önceki parçadaki öfkeli tarz bu parçada yerini bambaşka bir yöne aktarıyor. Bir ufak yorumum da şu olabilir: tarif edilemeyen, yoğunlaşan, ifade edilmekte güçlük çekilen, sancılı bir dönemin tezahüründen ibaret... Yirmi dakika boyunca da hiçbir şekilde değişime uğramadan doom dinleyicisini zevkten dört köşe ediyor. Üçüncü ve dördüncü parçalar, daha çok ambient müziğe yakın duruyor. Düşündürücü etki oldukça yüksek olmasına rağmen, sakin ilerleyen ilk iki parçaya göre de kısa sayılabilecek parçalar. ''Simplex Sigillum Veri'' Yalnızlıktır hakikatin alameti farikası deyişine ithafen, yalnızlığın, farkındalığın, düşünmenin dolaylarında gezinen, ve dinleyiciyi hiç sıkmayan, son derece hipnotik bir albüm. Umarım sizler de beğenirsiniz. İyi dinlemeler. http://www.discogs.com/artist/Dirk+Serries http://www.discogs.com/artist/Nadja+(5) NOT: Vidna Obmana'nın farklı bir çalışmasına da kulak vermek isteyenler, bu parçayı da dinlesinler: http://www.lastfm.com.tr/music/Vidna+Obmana/_/Bloodshift

13 Temmuz 2013 Cumartesi

Wolf Lord - Necromancer

Wolf Lord - Necromancer from Seamless Pictures on Vimeo.

David Lynch - The Big Dream

Hükümkarlığının gücüne kapılmadan kendimi eşsiz bir ana tanrıça döneminde bir kadına teslim edecek gibiydim. Ne sorgulamak ne de sorgulanmakdı amacım... http://pitchfork.com/advance/158-the-big-dream/

12 Temmuz 2013 Cuma

Ghost B.C. - Monstrance Clock

31 Mayıs 2013 Cuma

Angelic Foe - Daughter of Fortitude

24 Mayıs 2013 Cuma

SPIRITUAL BEGGARS - Wise As A Serpent

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Deep Purple - Vincent Price

16 Mayıs 2013 Perşembe

Howl - Demonic

Video: DEAD SKELETONS - OM MANI PEME HUNG

Niveau Zero feat. Aucan - Cross


                       O, 'tanrı'sızın tanrısıydı.
                       O, 'tanrı'nın inançsız kuluydu...
        Çelişkili bir aşkın kurbanı; tutkusuz ve korunmasız bir sevişme sonrası yakılan bir sigaraydı.
                      Ya da, duygulu; fakat zevkle sonuçlanmayan bir sevişme sonrası öpücüktü.
 Aslında 'O' inancın içinde bir inanç kargaşasıydı; Görmek istediğini gören, veya görebileceğini kadarını fark edebilendi.
    Çalan müziği dizüstü bilgisayarla dinleyince ve ses kartı iyi bir beş artı bir sistemle dinleyince ayırt edebilendi artık...
    Şimdi doğru olan yanlıştı, yanlış olan da doğruydu belki de.
    Kabul etsen de, etmesen de 'O' aslında sen, ben ve 'biz'dik aslında...
 Hayatın oksimoronlarından sadece birkaçıydık??? http://www.adnoiseam.net/adn161

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Rachel Grimes - Far Light

10 Mayıs 2013 Cuma

Ulaan Passerine

Ulaan Passerine from Brave Mysteries on Vimeo.

http://bravemysteries.storenvy.com/products/1466266-cqbl049-ulaan-passerine-ulaan-passerine-2xc35

Shining - One One One

http://biletsiz.com/shining-one-one-one/
Related Posts with Thumbnails